Nepal – Pokhara

Katmandu yazımda bahsettiğim gibi 3 gün başkent için yeterli. Şehir heyecanlı ama bir süre sonra kendinizi Eminönü alt geçidinde kıstırılmış gibi hissetmenize yol açıyor. Hemen kendinize bir turist otobüs bileti ayarlayıp sabah 7:00’de Pokhara şehrine gitmek üzere yollara düşüyorsunuz. Otobüsler Thamel yakınlarından kalkıyor ve hepsi aynı saatte. Yukarıda turist otobüsü diye belirttim (nispeten daha konforlular) çünkü sabah kalkan turist otobüslerini kaçırırsanız tavuk, keçi, buzağıyla seyahat etmeye hazır olun. Halkın kullandığı otobüsler bu şekilde.  Hepsinin de üstünde Adidas, Nike, Chelsea, Manchester United yazıyor. Facebook yazanı bile gördüm. Neyse 600 Rupi’ye (6 Dolar) bilet alabilirsiniz ve 200 km uzaklıktaki şehre 9 saatte gidebilirsiniz. Yollar maalesef kötü, virajlı ama tabii ki yine heyecanlı. Kaç kere “bu sefer ölüyoruz galiba.” dediğimi hatırlamıyorum. Sürekli hatalı sollamalarla dolu bir yolculuk ama yine ne bir kaza ne bir kavga.

Pokhara

7000-8000 metrelik zirvelerin yakınındaki Pokhara’ya vardığınızda daha rahat ve huzurlu bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz. Çok da güzel bir gölün yanına kurulmuş bir şehir. Katmandu’daki gibi bir trafik yok ve bizim Ege’deki tatil kasabalarını andıran bir havası var. Otobüsten indikten sonra 4 km uzaklıktaki otelim için taksiciyle konuştuğumda 20 Dolar istedi. Olmaz dedim, yol kötü dedi. Gerekirse yürürüm dedim ve uzaklaştım. Yoldan başka bir taksiyi çevirdim 10 Dolar’a anlaştık. Otelin ismi Peace Dragon Lodge ve göle bakan bir tepenin zirvesinde. Taksi yolu bilmediği için bir yere kadar götürdü, sonra da yol bitti. Sırtımda çantayla 20 dakika boyunca tırmandım şıp şıp terler içinde. Ormanda tek başıma hava kararırken otele ulaştım ancak ne gibi bir tehlike atlattığımı bilmeden. Leopar varmış ulan ormanda! Otele vardığımda söylediler bunu ve bir dahaki sefere diğer yoldan gelmemi tavsiye ettiler. Domuz, yılan falan tamam da leopar ne abi. Ara sıra otel sahibinin köpeklerine saldırıyormuş geceleri. Ama otel çok güzel bir konumda, çok kafa dinlemelik bir yerde olduğundan vahşi hayvanlar sizi korkutmasın. Zaten insanlardan korkuyormuş hayvancağız.

img_7787aa

Güneşin doğuşunu bu tepeden izlemek meşhurmuş. Sabah 5:00’te bunun heyecanıyla kalkıp terasa çıktım. Biraz sisli olsa da Himalayalar’a vuran güneş vay be! dedirtir. Egzotik kuşların sesleriyle bir buse kondurdum sevdiceğim dudakları…yok lan yok yalnızdım fotoğraf çekiyordum sadece. Annem falan okursa heyecanlanmasın durduk yere.

img_7798aa

Pokhara’nın tadını gerçek anlamda çıkarabilmek için en az 3 gün kalınmalı. Yakınlarda trekking rotaları var ve kaldığınız otellerden konuyla ilgili bilgi alabilirsiniz. 2 günlük rotalardan 15 günlük rotalara kadar trekking seçenekleri mevcut. Rehber eşliğinde günlük 25 dolar gibi bir ücreti var. Benim o kadar vaktim olmadığı için ‘Himalayalar’da trekking queyfie’ fotoğraflarımı başka bir zaman göreceksinizdir.

Katmandu’dayken Couchsurfing sayesinde tanıştığım Letonyalı arkadaşımla 3 gün gezdik bu güzel şehri. İlk gün 1 saatlik bot kiralayıp gün batımında gölde kürek çekebilirsiniz.

img_7896aa

Şehirde bir dağ müzesi mevcut. Dünyadaki en büyük dağ müzesiymiş dediklerine göre ama başka bir dağ müzesi dünyada var mı ona da bakmak lazım. Nepal standartlarında görülmeye değer bir müze yapmışlar. Özellikle dağcılığa ilgisi olanların görmesi gereken bir yer. Onun dışında şehirde yürürken çok cana yakın insanlarla tanışıyorsunuz. Sizden hiçbir karşılık beklemeden sohbet ediyorlar. Çocukların da İngilizce’si bizim çocuklarımızdan çok daha iyi seviyede.

img_7932aa

Turistik olarak Devi Şelalesi ve hemen yanındaki Gupteswor Mağarası da görülebilir ama görmezseniz de çok bir şey kaybetmezsiniz. Şelale konusunda İzlanda’da doktoramı yaptığım için pek tat vermedi.

IMG_7949aa.jpg

Pokhara’da yapılması gereken en önemli şeylerden biri Sarangkot Tepesi’nde gün doğumunu izlemek. Güneşin zirveleri turuncuya çevirdiği an orada olunmalı. Sakin, huzurlu bir gün doğumu olmayacağını söyleyebilirim zira çok fazla turist geliyor. 1 saat içinde de kimsecikler kalmıyor. Onlar gittiğinde çayınızı alıp Himalaya zirvelerine karşı yudumlayabilirsiniz.

img_8095-aa1a

Yine paraya kıyılarak yapılması gereken şey de Paragliding yani paraşüt. ‘Ölüdeniz’de yaptım ben yaa’ dediğinizi duyar gibiyim ancak bu daha farklı. 8000 metrelik zirvelerin karşısındasınız ve altınızda tüm sakinliğiyle bir göl mevcut. Yarım saati 80 Dolar olan bu tecrübe yaşandı bitti saygı çerçevesinde. Bir 50 Dolar daha verirseniz uçarken şahin besleyebiliyorsunuz. Daha önce Trabzon’da bir otelin lobisinde Şahin besleme tecrübem olduğu için o kadar para vermek istedim. Evet, Trabzon…

img_8239aa

Barışçıl insanların ülkesi çok güzel tecrübeler edindirdi bana. Ön yargılı insanları dinleyip gelmemezlik etmeyin buraya. Eylül-Ekim-Kasım ayları turistlerin yoğun olduğu ama manzaraların da en iyi görülebileceği zamanlar. Zaten yoğunluk da öyle rahatsız edici bir kalabalık değil. Hayatımdaki en rahatsız kalabalığın saat 18:00’deki Zincirlikuyu metrobüs durağında olduğunu düşünürsek, Nepal sizlere cennet gibi gelecektir.

img_7858aa

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s