Hırvatistan

Adriyatik’te bir yanda mavi diğer bir yanda yeşil arıyorsanız ve yanınızda güzel insanlarla, güzel yollarda, güzel müziklerle gezmek istiyorsanız Hırvatistan doğru seçim olacaktır. 1 hafta araba kiralayıp gezdiğim yerlerden biri oldu kendisi. Aşağıda rotamdan bahsedeceğim ancak bu yaptığım seyahat boş cüzdanla, sırt çantasıyla, 8 yataklı hostellerde kalınan seyahatlerden biraz farklı. Bu tip bir şey arıyorsanız Hırvatistan gezisi çok doğru bir seçenek olmayabilir zira kendisi yeterince pahalı (ben gittiğimde 1 liraya 2.3 Hırvat Kunası alabiliyorken şimdi 1.8 Kuna alabiliyorsunuz) Ziyaret etmeniz gereken milli parkların giriş ücretleri, otoparklar, yemekler, konaklama derken ipin ucu kaçabiliyor. Ancak ülkenin güzelliği harcadığınız miktarlara değiyor. Temmuz ayı sonunda skyscanner.com sitesinden 450 Lira’ya İstanbul-Zagreb bileti bulup hemen almıştım. Sonrasında da aşağıdaki gezi rotamı belirleyip couchsurfing.org’dan yanıma yol arkadaşı aramaya başladım. Hırvatistan gezi notlarımıza geçebiliriz.

Zagreb

Zagreb şirin bir Balkan kenti. Parkları caddeleri insanları nezih fakat yapacak, görecek çok fazla bir şey yok. Couchsurfing’deki ev sahibim Nina’nın evine ilk gece gittiğimde dışarı çıkmadık. Ertesi gün de öğlen çok sıcak olduğundan akşama doğru sokaklara attık kendimizi. Upper Town denilen tarihi binaların yer aldığı Gornji Grad’ı gezebilir, St.Mark Kilisesini görebilirsiniz.

IMG_5685.JPG

Şehir yaz aylarında pek kalabalık değil. Herkes bir bakıma sahil kentlerine kaçıyor. Geriye huzurlu bir başkent kalıyor. Maksimir parkında yürüyüş tavsiye edebilirim ancak onun dışında 2 gün Zagreb için yeterli.

IMG_5689.JPG

 

Ertesi gün hava limanından arabamızı kiralayıp yollara koyulduk. Hırvatistan’a varmadan önce Couchsurfing’den yazdığım çok sayıda kişiden olumlu cevap gelmişti. Ben ve diğer 3 kişiyle birlikte yola çıkma planı yapmıştık ama son dakika satışlarıyla Nina’yla devam ettim. Şanslıydım ki çok iyi bir yol arkadaşı oldu kendisi. Ben de ona profiline koyabileceği fotoğraflarla teşekkür ettim:)

Plitvice Gölleri

Haritamızdaki B noktası olan bu cennet Zagreb’den arabayla yaklaşık iki saatlik mesafe bulunuyor. UNESCO’nun Dünya Miras listesinde de yer alıyor  ve yılda 1 milyon turist tarafından ziyaret edilen bir yer. 25 Euro gibi bir giriş ücreti var ama pahalı deyip geri dönmeyin. Başka hiç bir yerde göremeyeceğiniz manzaralara sahip burası ve inanılmaz bir mavi renge sahip suyu var. Ayrıca hemen gezip bitirilecek bir yer olmadığından tam gününüzü ayırmanız gerekiyor. Park içinde kısa-uzun rotalar mevcut. Tüm gölleri görmek 4-5 saatinizi alabilir. Biz kısa rotayı tercih ettik ve o bile ağzımızı açık bırakmaya yetti.

img_5767

Çok fazla yazıyla anlatılabilecek durumu yok Plitvice’nin. O bakımdan daha fazla fotoğraf eklemeyi tercih ediyorum. Sadece yürürken karşınıza bazen yılanlar çıkabiliyor. Küçük ve zararsız görünüyorlar, çok fazla korkmayın. Ayrıca gölün suyu da içilebiliyor. Yani en azından ben içtim bir şey olmadı.

img_5729

Zadar

Plitvice Göllerini bitirdikten sonra Airbnb’den bulduğumuz eve gittik. Haritada işaretlediğim yer ve çok güzel bir evde kaldık. Gecelik 250 lira civarı tutuyor ve Hırvatistan kıyılarında, yaz aylarında iyi bir ev arıyorsanız bunu gözden çıkarmanız gerecek.

IMG_5817.JPG

Kaldığımız ev Starigrad denen yerdeydi. Deniz suyunun en soğuk olduğu yerlerden biri ama bir Ayvalık, Sarımsaklı değil. Rahatça atlayabilirsiniz.

Starigrad’dan 20 dakikalık sürüş mesafesinde de tarihi şehir Zadar bulunuyor. Şirin bir şehir ve gün batımıyla meşhur. Bizim şansımıza biraz sisliydi ama gün batımındaki deniz orgunu dinlemek tavsiye edilir. Deniz orgu ne ola ki derseniz dalgaların kıyıdaki mermer merdivenlerin içinde bulunan deliklere girmesiyle çıkan sesler oluyor kendileri. Nikola Basic tarafından tasarlanmış ve her dalga vuruşunda kilisedeki organa benzeyen sesler çıkarıyor. Böyle basit ama zekice düşünülmüş bir şey binlerce turist çekiyor ama biz hala “bosforo tur ten lira, ten lira!”. Neyse.

img_5843

Onun dışında tarihi milattan önce 4. yüzyıla kadar uzanan tarihi şehrin dar sokaklarını gezebilir, dondurmanızı yiyebilir çekirdeğinizi çıtlayabilirsiniz.

Çok şehir insanı olmadığımız için bir sonraki gün yolumuzu Krka Milli Parkı’na çevirdik.

Krka Milli Parkı

Krka Milli Park’ı da göller gibi çok fazla yazıya dökülecek bir yer değil. Parka gitmek için bir kaç tüyo verebilirim. Öncelikle haritadan bakarsanız parka gitmek için Skradin denen yerden geçeceksiniz. Burada arabanız için 25 Euro otopark ve asıl yüzeceğiniz şelaleler bölgesine gitmek için de botlara para vereceksiniz. Çok sıra oluyor ve güneşin altında 1 saat bekleyebiliyorsunuz. Onun yerine Skradin’i geçip Lozovac denen yerdeki parkın girişine gidin. Arabanızı ücretsiz park edin ve sürekli gelen giden shuttle otobüslerle yüzülecek yere gidin. Zaten girişte kişi başı 100 Lira vermeniz gerekiyor, botlara da ayrıca vermeyin. Tabii biri bunu bana önceden söyledi mi? Hayır. Kazık yiyerek tecrübeleniyor insan bir yerde.

IMG_59111.jpg

Aşırı kalabalık ama büyüleyici bir yer. Şelaleden tonlarca su aktığı için de insanların pisliği kalmıyor. Sürekli temiz suda yüzüyorsunuz. Çektiğim fotoğrafın da Selanik Modern Sanatlar Fuarı’nda sergilenmesi buraya karşı ayrı bir sempati yaratıyor bende tabii.

IMG_58671.jpg

Split

Split de Zadar gibi dar sokaklara sahip çok şirin, tarihi bir şehir. Ama Zadar bizim Ayvalık’sa, Split de Alaçatı olabilir. Hem turist profili olarak hem de paha olarak bu şekilde düşünebilirsiniz. Etrafında Brac, Hvar gibi bir çok güzel ada var ve günlük bot turlarıyla da buralara gidebilirsiniz. Bizdeki gibi 25 liralık şınav çekme yarışmalı tekne turları gibi değil. Biz masmavi sularıyla ünlü blue lagoon bölgesine olan 40 Euro civarındaki bir tura gittik. Blue Cave olan meşhur tura gitmek için 120 Euro isteniyor. Güneş ışığının mağara içindeki sulara vurduğunda oluşan mavi renkten dolayı bu adı almış ve görülmeye değer. Sonrasında da Hvar adasına uğranıp geri Split’e dönüyorsunuz. Biz Maslinica adasında mola verip geri döndük. Tatmin de ediciydi.

IMG_5918.JPG

Dubrovnik

Split’in ardından 4 saatlik bir yolculukla Bosna Hersek sınırlarından girip çıkarak meşhur şehir Dubrovnik’e ulaştık. Evet çok kalabalık, evet Game of Thrones burada çekilmiş ve bunu kullanan yüzlerce esnaf var, evet çok pahalı ama tüm bunlar güzel bir yer olduğu için. Aman ya çok popüler deyip es geçmeyin. Neyse ki Hırvatistan’a vize gerektiğinden eski Türk turist kalabalığı biraz azalmış gibi duruyor.

IMG_6032.JPG

Hırvatistan genelinde adım atsanız bir ücret ödemeniz gerektiğinden biraz fazla paradan bahsetmiş olabilirim yazı genelinde. Dubrovnik için de pahalı olduğunu bilip gelmeniz uygun olacaktır. Daha uygun bir yer için 20 dakika daha araba kullanıp Karadağ’a geçebilirsiniz. Onu da başka bir yazımda anlatacağım. Dubrovnik’te merkezde bulunan plaj çok kalabalık ancak biraz kayalardan atlayıp zıplarsanız bizim bütün günü geçirdiğimiz ve kimselerin gelmediği küçük mağaradan denize girebilirsiniz. Yoksa kayalarda Bay Yengeç kıvamına gelebilirsiniz zira şemsiye koyacak yer yok. Gün batımını da teleferikle ya da arabayla Srd tepesine çıkıp izlemeniz şart.

IMG_6073.JPG

Hırvatistan genel olarak çok güzel bir ülke. Road Trip için oldukça uygun ve yolları kaymak gibi. 3-4 arkadaş gelip çok eğlenceli bir tatil yapabilirsiniz. Dubrovnik’ten Zagreb’e dönerken de deponuzu daha uygun olduğu için Bosna Hersek sınırları içinde doldurabilirsiniz. Çoğu kişi böyle yaptığından benzin istasyonunda sıra olabiliyor. Onun dışında gezip göremediğim bir çok ada bıraktım Hırvatistan’da. Tekrar geleceğim kesin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s