Meksika

Uzun zamandır aklımdaydı Meksika gezisi fakat bir türlü cesaret edemiyordum. Çok fazla ön yargı ve yalan-yanlış bilgi dolanıyor etrafta bu ülke için. Ben de ister istemez etkilenenlerdendim. Gerçi benim aklıma sadece “Pasaporte por favor!” diyen terli, şişman, kahverengi, sepia bir ortamda oturan polis gelirdi. Aynısının farklı bir versiyonunu da görmüş olduk bahsedeceğim birazdan. Arkadaşımın verdiği de bir gazla bir anda 2500 Lira ateşleyip KLM Amsterdam aktarmalı biletimizi alıverdik. Öncelikle söylemeliyim ki vize online alınıyor. Sadece Türk, Ukraynalı ve Ruslar bu şekilde bir form doldurup ülkeye giriş yapabiliyor. Nedenini bilmiyorum o kadar araştırmadım ve çok da sorgulamadım. Meksika’ya varış tarihinizden 30 gün önce form aktif hale gelebiliyor ve aşağıdaki linkten alabiliyorsunuz. Link, biz alırken VPN olmadan açılmıyordu. Şu an açılıyor sanırım.

https://www.inm.gob.mx/sae/publico/tr/solicitud.html

Formda enteresan bir şekilde dininizi soruyor. “Ulan Müslüman seçersem sıkıntı olmasın?” diye düşünmeniz maalesef ki normal. Ben “diğer dinler” seçeneğini işaretledim ve bir sorun da olmadı. Müslüman seçenler için de bir problem olacağını düşünmüyorum ama siz bilirsiniz. Sırat köprüsü değil sonuçta.

Seyahatimize ilk olarak Mexico City’den başladık ve sonrasında 400 Lira vererek Interjet firmasıyla Cancun’a uçtuk. Cancun’da araba kiralayıp 10 gün boyunca Yucatan Yarımadası’nı turladık. En başta Mexico City’den bahsedeceğim için tur haritasını sonrasında görebilirsiniz.

MEXICO CITY

Çok büyük, öyle böyle büyük bir şehir bu Mexico City. 20 Milyon’dan fazla nüfusu var ve bunu havalimanından çıkar çıkmaz hissediyorsunuz. Ama bizimki gibi dar bir alana sıkışmadığı için üstünüze zombi gibi yığılmıyor kalabalıklar. Caddeler geniş fakat trafik biraz sıkıntılı. Metro ağı yeterli olabilir bu sıkıntıya, ancak biz hiçbir toplu taşıma kullanmadık aldığımız uyarılar gereği. Uçakta tanıştığımız bir Meksikalı sokaktan taksi çevirmeyin soyarlar, otobüse binmeyin soyarlar, metro o kadar da tehlikeli değil ama.. ama soyarlar deyince dedik tamam Uber yapalım biz sadece. Hem güvenli hem de ucuz. Tabii iner inmez telefonunuza servis gelirse şanslısınız. Türk Telekom bir gün sonra çekmeye başladı bende o bakımdan Uber’i aktif etmekte sıkıntı yaşadım. Zaten gece vardığımız için direk Airbnb evimize geçip ertesi gün de bir Telcel dükkanı bulup 100 Lira’ya 30 gün geçerli 2 gb internet dahil hat aldık ve sürekli onu kullandık. Meksika’ya geliyorsanız ilk işiniz bu olsun.

Şimdi güvenlik açısından korkulan bir ülke olduğu için uyarılar yazabilirim ara sıra ancak öncelikle söylemeliyim ki 2 hafta boyunca hiçbir problem yaşamadık. Uyuşturucu kartelleriyle işiniz yoksa size bulaşmıyorlarmış. Gecenin köründe de ıssız yerde ayı gibi fotoğraf makinesiyle yürümezseniz çok bir problem yaşamazsınız. İnsan gibi gezin yeter.

Mexico City’de ilk gittiğimiz yer Chapultepec Parkı idi. Pazar günü özellikle bu parka çıkan Reforma caddesi araba trafiğine kapatılıyor ve sadece bisikletliler, koşanlar yani yayalara açılıyor. Her Pazar bir karnaval havasında oluyor kocaman cadde.

IMG_9960.jpg

Chapultepec Parkı’nda kaleyi ziyaret edip içindeki galerileri gezebilirsiniz. Her şey İspanyolca olduğu için çok bir şey anlamayabilirsiniz ki İngilizce bir levha ya da bilgilendirme yok. Ama kalenin güzel manzarası var sırf onun için bile gidilebilir.

IMG_9968.jpg

Aynı parkın içinde Meksika’nın en ünlü müzelerinden Antropoloji Müzesi mevcut. Bunu da mutlaka görün. İnsanlık nereden nereye gelmiş anlamak için faydalı bir mekan.

IMG_9976IMG_9979

Parktan çıktıktan sonra da Roma bölgesindeki kafe ya da restoranlarda oturup bir şeyler atıştırabilirsiniz. Roma oranın hipster bölgesi denilebilir. Eli yüzü düzgün insanların takıldığı yerler mevcut. Birazcık ileride bulunan Doctores bölgesine de bir zahmet gitmeyin, sağ çıkamayabilirsiniz.

Kentin tarihi merkezinde bulunan güzel sanatlar müzesi binasını da görmeden geçmeyin derim. Hatta yanında bulunan Latino America binasının tepesine çıkıp kenti yukarıdan görebilirsiniz.

IMG_4654.JPG

Ne yesek ne içsek falan diye soruyorsanız da gidin görün derim. Meksika mutfağı zengin sayılabilecek düzeyde ancak bununla ilgili yüzlerce sayfa var internette. Benden size pek ekmek çıkmayabilir bu konuda. Klasik olarak Taco, Fajita, Burrito yiyip tekila içebilirsiniz tabii. Tüm bunları Zocalo Meydanı’na bakan bir restoranda da yiyebilirsiniz.

IMG_4666.JPG

İkinci gün futbol sevdamızın da vermiş olduğu gazla kendimizi Azteca Stadyumu’nda bulduk. Fifa oynarken sıkça seçtiğim statlardan biriydi kendisi, görmek istedik. 20 Lira verip tura katılabiliyorsunuz fakat tur tabii ki İspanyolca. Anlamadan etrafa bakmak da zevkliydi problem değil.  Ayrıca aşağıdaki kaleye atılan golün de “Tanrı’nın Eli” tarafından geldiğini belirtmek isterim. Bilmeyenler videoya göz atabilirler.

IMG_9988.jpgIMG_9980.jpg

Mexico City’de 3. ve son günümüzü de meşhur piramitleri görerek geçirdik. Muazzam büyüklükte Güneş ve Ay Piramidi’nin bulunduğu yer olan Teotihuacan 50 km uzaklıkta Mexico City’den. Buraya gitmek için otobüs garına gidip 8. kapıya yürüyüp 20 Lira’ya biletinizi alabilirsiniz. Sabah gitmenizi öneririm bizim gibi öğle sıcağında yüzlerce merdiven çıkmamanız için ama yine de büyüleyici manzaralar mevcut.

IMG_0133.jpg

Teotihuacan biraz gizemli bir yer çünkü kimin tarafından kurulduğu tam netlik kazanmış değil ve aniden terk edilmiş bir şehir. Terk edilme nedeni de bilinmiyor fakat sonradan Azteklerin buraya yerleştiği biliniyor. Gitmeden hakkında bloglardan bilgiler edinebilirsiniz. Daha detaylı bilgi almak isteyenler de bana yazabilirler. Bu arada belirtmeliyim ki burada öğleden sonra yağmurları meşhur. Yanınızda şemsiye bulundurmanız hem öğle güneşinden hem de yağmurdan korunmanız için önemli. Bizde var mıydı derseniz tabii ki yoktu. Bir büfeye sığındık ama sahibi olan teyze bizi inceden kovaladı. Biz de tentesinin altına girdik. Ayrıca şanslıysanız aşağıdaki gibi ani sıcak hava yükselmelerinden oluşan toz şeytanlarına rastlayabilirsiniz. Hortum gibi zararlı değiller korkmayın ama içine de dalmayın bir zahmet.

IMG_0040a.jpg

Yucatan Yarımadası

Öncelikle söylemeliyim ki  burası araba kiralamadan insan gibi gezilmez. ADO otobüs firması var ve çok konforlu otobüsleri mevcut ancak istediğiniz zaman istediğiniz plajda, cenotede, Maya harabelerinde durmak için arabayı alacaksınız altınıza. Biz Cancun’a gitmeden easywayrentacar.com adresinden tam sigortalı kiraladık. Bilindik firmalar da var ancak yok o sigortaydı yok bu depozitoydu derken uğraştırıyorlar. Easyway’den tam sigortalı seçin kafanız rahat etsin.  Biz aşağıdaki rotayı izledik ve elimizden geldiğince çok şey görmeye çalıştık. En popüler yerleri gördük diyebilirim.

Cancun çok popüler bir turist merkezi. Özellikle Amerikan üniversite öğrencilerinin “Spring Break” mekanı. Yani bizdeki üniversitelerin bahar tatili diyebilirsiniz. Tabii bizdeki masumluk orada yok. Uyuşturucu, alkol, partiler falan filan. Nisan ayının son haftası bitiyor bu spring break. Bu tip bir tatile merakınız yoksa dikkate alın derim. Biz gittiğimizde pek denk gelmedik ki zaten neredeyse gece hiç çıkmadık bütün gün yol tepmekten. Meksikalılar da bu sarhoş Amerikan öğrenci kafasından pek hoşlanmıyorlar diyebilirim. Amerika nefreti sadece öğrencilerle kalmıyor, Trump ve daha niceleriyle devam ediyor. Neyse Cancun çok durulacak bir yer değil. Oteller bölgesindeki plajlarda bir süre takılıp yönünüzü Playa Del Carmen’e doğru çevirin.

IMG_0141.jpg

Playa del Carmen de Cancun’un biraz daha küçük versiyonu sayılır. 90 Dolar verip girebildiğiniz Coco Bongo gece kulübü burada da mevcut. Çok meşhurmuş falan diyorlar ama gitmediğimiz için bilmiyorum. Ayrıca kulüp her yerde kulüp. 90 Dolar’a mercan resiflerinde dalış yapın mesela. Sonradan dalış fotoğraflarınızla güzel hanımlara yakışıklı beylere hava atarsınız.

CHICHEN ITZA – Dünya’nın 7 Harikasından Biri

Playa Del Carmen’de geceyi geçirdikten sonra 2 saatlik uzaklıkta bulunan ve Dünya’nın 7 harikasından biri olan Chichen Itza’ya gidebilirsiniz. Zaten gitmezseniz baya baya dayağı hak edersiniz. Tam bir Maya harikası bu kent. Aşağıda görmüş olduğunu piramit de Kukulkan Tapınağı. Her yüzünde 91 basamak bulunuyor. 4 yüzeyiyle beraber 364 basamak yapıyor. En üstteki basamağı da eklediğinizde 365 yapıyor ve milliyetçi hareket partisinin… O başka bir şeydi pardon. Neyse işte adamların o zamanlarda bilimde, mimaride ne kadar ilerlediğini görüyorsunuz. Ayrıca İlkbahar ve Sonbahar ekinokslarında da piramidin üzerinde iki başlı Kukulkan Yılanı gölgesi oluşuyor.

IMG_0227.jpg

Buraya giderken tek bir uyarım olacak ve çok önemli. Otopark günlük 30 Peso yani 6 Lira ve giriş bileti 50 Lira civarında. Arabayla geliyorsanız yol kenarında sizi resmi turizm yetkilileri durdurup önceden bilet ve otopark satmaya çalışıyorlar. Size otopark ve bileti, “Bakın sıra beklersiniz orada. Ayrıca çok para ödersiniz otoparka.” diyerek kişi başı 150 Lira civarına ittirmeye çalışıyorlar. Leyla turistler inanıp paralarını kaptırabiliyor ama bir Türk’ün bu yollardan çok evvelden geçtiğini unutabiliyor yetkililer. Ben yine de uyarmış olayım. Kimseden bilet almadan arabanızla direk gidin ve 10 dakika süren bilet sırasına girin.

IMG_0287

Chichen Itza’da yiyeceğiniz bol güneşin sıcaklığını atmak için hemen 5 dakika uzaklıktaki Ik Kil cenotesine gidin. Cenote yer altına sızan yağmur sularının kireç taşı kayaçlarını oyması ve sonrasında da çökmesiyle oluşan su dolu mağaralar aslında. Yucatan Yarımadası’nda her bir köşede var anca Ik Kil en ünlülerinden biri. Suyun 50 metre derinliği var ama temiz ve rahatça yüzebilirsiniz. Altında Mayaların kurban ettiği insanların kemikleri bulunabiliyor. Tabii bunları siz pek göremiyorsunuz.

Tulum

Tulum bu yarımadanın en güzel yerlerinden biri. Çok şirin bir kent ve gençlerle dolu bir yer. Plajları bir cennet gibi adeta. Hemen yanında da Maya kalıntıları var. Burayı çok sevip iki gün kaldık. Kafa dinlemek için tatile çıkmak istesem burası listemde olur sanırım.  Gece takılabileceğiniz barlar ve clublar da var bu arada. İyice huzur evi de değil yani. Plajında beach clublar mevcut fakat bizdeki gibi hırsızlık, kazıklamacılık mevcut değil. 5 liraya biranızı içip, 15 Lira’ya taconuzu yiyip bütün gün şezlongda oturabilirsiniz. Biz palmiye altı beyaz kumları tercih ettik.

IMG_0349aIMG_4789

Tulum’ un hemen 10 dakika uzağında Kaan Luum lagünü var. Yolunuzun üzerindeyken uğrayın ve çamur banyosu yapıp yıkanın.

IMG_0426.jpg

Mahahual ve Bacalar

Tulum’dan sonra yine kafa dinlemelik ve daha yaş ortalaması yüksek kesme hitap eden Mahahual’de bir gece kaldık ve tembel hayvanlar gibi uyuduk diyebilirim. Dalgasız bir sahili var ve çok sakin bir yer.  Yorgunluk atmak için bire bir.

IMG_4830.JPG

Mahahual’in ardından 1 saat uzaklıktaki diğer bir cennet Bacalar. Öyle böyle güzel bir su değil bu. Çok fazla bir şey yazmayacağım zira fotoğraflar yeterli.

IMG_0457IMG_0444

Merida

Genelde mesafelerimizi hep 2-3 saat aralığında tutmuştuk ancak sona yaklaşırken 6 saat aralıksız araba kullanıp Merida şehrine geldik. Çok bir beklentimiz yoktu kendisinden fakat benim en çok hoşuma giden yerlerden biri oldu. Meksika’nın en güvenli şehri olarak geçen bu yer Yucatan Eyaleti’nin başkenti ve sokak fotoğrafçılığı için harika bir yer. Gerçek bir Meksika tecrübesi için gidilmeli derim.

IMG_4859aIMG_4862

Las Coloradas ve Isla Holbox

Son iki günümüzü de meşhur tuz gölü olan Las Coloradas ve Holbox adasını görmek için ayırdık. Las Coloradas içindeki planktonlar, kırmızı algler ve tuz karideslerinden dolayı pembe renginde. Flamingolar da bu renkteki suda bulunmaktan ve bu yaratıkları yediklerinden dolayı pembeleşiyorlar. Biz gittiğimizde biraz fazla rüzgarlıydı ve pembeden çok turuncu renkteydi ancak o bile çok değişik bir tecrübeydi.

IMG_4884

Las Coloradas’ın ardından Holbox adası yönünde gitmeye başladık fakat haritanın tarif ettiği El Cuyo yönündeki kısa yol biraz sıkıntılı. Çok dar ve sertleşmiş kumdan oluşuyor. Bolca çukurlu ve aynı zamanda taşlı bir yol ki ara sıra çalıların içinden tilkiler çıkabiliyor. 25 km’lik mesafeyi 1 saatten fazla sürede gidebildik diyebilirim. Siz geldiğiniz yoldan geri dönebilirsiniz ki zaten o yolu haritaya özellikle koymadım.

Holbox adası da yine bembeyaz kumlu plajlarıyla meşhur tropik bir ada. Arabanızı Chiquila bölgesindeki otoparklarda bırakıp motorlarla adaya geçmeniz gerekiyor. Adada zaten ATVler kullanılıyor. Yabancı turistlerin ağırlıklı takıldığı yerlerden biri ve çok güzel.

IMG_0537aIMG_0517aIMG_4902

Yucatan’dan sonra Mexico City’ye geri döndük ve biraz dinlenerek biraz da heyecanlanarak tatilimizi tamamladık. Heyecan dediğim yer de burada bulunan Six Flags parkı. Los Angeles’da zamanında gittiğim Roller Coaster cennetinin burada olduğunu da öğrenince internetten 100 Lira’ya bileti alıp gittik. Bu tip bir eğlence seviyorsanız mutlaka gidin.

Meksika bahsettiğim gibi çok da tehlikeli değil. Siz bulaşmadığınız ve gecenin köründe araba kullanmadığınız, arabanızda çanta bırakmadığınız, uyuşturucu işine girmediğiniz sürece sıkıntı yaşamazsınız. İnsanlar çok güler yüzlü ve yardımseverler. Gençlerin çoğu İngilizce biliyor ve yabancılara (özellikle Amerikalı olmayanlara) cana yakın davranıyorlar. Erkeklerin merak ettiği sorunun cevabı olarak söyleyebilirim ki kızlar oldukça ilgililer. Bu konuda sıkıntı yaşamazsınız. Kızların sorusuna cevap olarak da maalesef aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Meksikalı kızların yabancı erkeklere olan ilgisinden Meksikalı erkeklerin nasıl olduğunu anlayabilirsiniz diyebilirim.

Rüşvetçi Polis Hikayesi

Son olarak önemli bir uyarım var. Polisler net rüşvetçi. Holbox dönüşünde kasis cenneti yollarda (gerçekten tüm ülkedeki şehir içi yerler kasis dolu) zaten yavaş giderken motosikletli polis bizi durdurdu ve hız limitini aştığımızı 500 Lira civarında para ödememiz gerektiğini söyledi. O kadar yok yanımızda, nakit ödeyebilir miyiz diye sorduğumda kaç para ödeyebilirsin dedi. Ben de cüzdanı açıp tüm param olan 60 Lirayı (300 Peso) gösterdim ve hepsini verdim. Tamam dikkat edin bundan sonra dedi. İyi dedim ucuz yırttık en azından derken 50 km sonrasında diğer bir polis durdurdu elinde 99 km hız gösteren yalan bir radarla ki hiç o kadar hıza ulaşmamıştım. Ehliyetini alacağım ve ertesi gün polis merkezine gidip 700 Lira (2600 Peso) ödeyeceksin geri almak için dedi. Başka bir yolu yok mu bunun diye sorduğumda benimle business mı yapmak istiyorsun deyince inceden bir bacaklarımız uyuştu. Evet mi diyeyim hayır mı diyeyim derken memur bey az önce biri daha durdurdu bütün paramızı verdik deyiverdim. Boş cüzdanı gösterdim. Bunu duyduklarında baya bir şaşırdılar niyeyse. Kaç para verdin diye sordu ben de 300 Peso dedim. Tamam kusura bakmayın efendim alın ehliyetinizi, gidebilirsiniz iyi günler dedi bir anda. Ulan dedim siz yok mu siz. Birbirlerini nasıl da iyi tanıyorlar. Yani siz siz olun cüzdanınızda tomarla para taşımayın. Çekseniz bile ayrı yerlerde taşıyın paranızı. Polislere karşı da efendiliğinizi bozmadan güzel abim modunda takılın. Meksika’da karakola düşmek isteyeceğinizi pek sanmıyorum çünkü.

Bu tip iki haftalık tatilin de maliyeti her şey dahil kişi başı 7000 Lira civarındaydı diyebilirim. Normalde daha pahalıya gelebilirdi fakat turumuzu Couchsurfing’de görüp bize katılmak için yazan Çek Cumhuriyeti’nden Helena da benzinimize ve Airbnb konaklamamıza ortak oldu.

Güzel ülke, sıcak insanlar, bol tekila, bol Modelo (çok iyi bira). Amsterdam aktarmalı geliyorsanız da Meksika Duty Free’sinden içki almayın. Çünkü dandik bir plastik kelepçeli poşete koymuşlardı ve Hollanda polisi koca tekilayı çöpe attırdı bize kurallar gereği. Marketten alıp direk valizinize koyun diyerek son uyarımı yapıyorum ve gidiyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s